Sevgiliye Mektup   Leave a comment

Her yerde onu görmek, bakışlarımdaki donukluk, zamansız dalıp gitmelerim, onun varlığı fikrinin zihnimi öyle meşgul etmesi ki hayalini bile kuramam, beni kuşatan yalnızlık, arkada çalan müzik, olmayan ama hiç aklımdan çıkmayan ve her daim beni çağıran uçurum sesin, kuş olup uçma fikri, hayalim, hayallerim, hayallerimiz, hayat ve onun imkansızlığı, çıldırmak, boğazımdaki düğüm, içimdeki burukluk, gönlümdeki kırıklık, mahcubiyet ve hicab, imkansızlıklara götüren sözler, hayaller, hayallerim, hayallerimiz, bekleyişim ve gelmeyişin, hiçbir şey demeyen bir yaşamın umursamadan akışı, haberim, habersizliğim, bîhaberliğin, sınırsız yaylalarda gezinmeye alışkın aklımın sabitlendiği tek nokta; ellerin, gözlerin, dudakların. Yaralarım, yaralandığım, gözümün feri, gözümün nuru, senin yokluğun, mahpusluk, ışıksızlık ne kadar zor! artık ağlayamıyorum sevgili, sadece birkaç damla gözyaşı ve ardından gelen bulanıklık.

Şimdilerde hep seni düşlüyorum uykusuzluklarımda,beraber geçirdiğimiz son geceyi, neden böyle olduğunu ama bulamıyorum. Oysa senin varlığın değil miydi benim yüreğimi ferahlatan, gözlerimi güldüren, neden bu kadar mutlu olduğumu soranlara vermediğim cevabım. Neden şarkılar hep seni anlatıyor? neden her şey bu kadar gözlerimi yakıyor? neden her şey bu kadar anlamsız? neden herkes bu kadar manasız bakıyor bana şimdi?

Yazdıklarım hep seninle başlıyor, yazdıklarım hep seninle bitiyor. Kalemimde biten mürekkebin bıraktığı son iz sensin, merak etme, ilk iz de sensin, ne çocukluk rüyalarım, ne gençlik hayallerim, ne yaptığım planlar var aklımın labirentlerinde. Sen kocaman bir labirent olmuşsun, hiç bilmediğim koridorlarda aç susuz dolanıyorum devamlı. Elimi nereye uzatsam sana dokunuyorum, nereye baksam gördüğüm sensin. Her akşam batan sen, her akşam batmayan sen, her sabah doğan sen, her sabah doğmayan sen. Sensizlik kuşatıyor bu zalim şehri ve artık şehirsiz kaldım. İnsanın gönül sarayı yıkıldığında, sokaklarda dolaşacağı bir şehri kalmıyor. İnsanın mihrabı olmayınca, nereye döneceğini şaşırıyor.

Nedense içimde delice bir his… bu masalı beraber bitireceğiz. Hislerle devam etmiyor hiçbir zaman yaşam. Hissetmek ne kadar hayatî olsa da yaşayışımızda, artık onlara güvenecek gücüm kalmadı. yoksa sadece bir masal mıydın, çocukluğumla dalga geçen?

Kalemim bitti kimbilir kaç kelime önce, hala yazmıyorum bunları. Yokluğuna da ancak bu yakışırdı! yokluğu böyle sihirli birinin varlığı hep beklediğim. Oysa önümde de arkamda da hiçbir şey yok.

Geçen gün kaç kar tanesi düştü şehre? güneş kaç tanesini eritti? ya ben sana kaç mektup yazdım hiç gönderilmemiş? kaç kelimenin kanı bulaştı elime? kaç tanesini öldürdüm senin surlarını geçmek için? kaç tanesini, kaleni fethetmek için öldürdüm? sahi, kaç kere öldüm ben sevgilim? her kelimenin önünden elimde sancağımla koşan ben değil miydim? Söylesene Sevgili….

Posted 01 Nisan 2009 by ĸзили™ in Uncategorized

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.